2 Aralık 2011 Cuma

rüzgarın arkadaşlığı

Karanlık olmuştu ama saat çok geç değildi bilirsiniz kışın erken çöker karanlık,güneşi kıskanır bizden.Sokağa çıkmıştım bir yalan uydurup peşine düşmüştüm.Hava serindi,rüzgar esiyordu gözlerimi yaşartacak kadar sert esiyordu.Boynum,boğazım açıktı onları kapatmak için çalışmıyordum rüzgar çarpıp geçiyordu onlara engellemek istemedim belki rüzgar boynuma aşıktı.Otobüs bekleyen yolcular birbirlerini tedirgin bir şekilde süzüp duruyordu karanlık herkesin yüzünü acımasız gösterdiği için herkes temkinli ve bir o kadar da korkaktı.Biri saldıracak mı acaba ya da şu köşede elinde sigara olan delikanlı şu kızlardan birine sarkacak mı acaba diye bakınıp duruyordu insanlar.Güvensizleşiyorduk kendimize,birbirimize...
Ayaklarımın götürdüğü yer küçük bir parktı,tek salıncaklı.Ürkütücü diye geceleri gelmezlerdi buraya rahattım o yüzden oturdum bir köşeye karşıda minik bir karartı vardı giderek büyüyordu önce bana doğru yaklaşan iri bi sokak köpeği sandım ama değilmiş.Benim yaşlarım da incecik,düz saçlı bir kızmış.Onun köpek olmadığını anlayınca şaşırdım o da şaşkındı sanırım ben de uzaktan yere oturmuş kocaman yeleli bi kafası olan bi köpeğe benziyordum.Yanıma çöküverdi.Yüzü hiç yabancı değildi sanki hep karşılaşıyorduk.Konuşmadık.Düşündüm.Evet evet hep karşılaşıyorduk! yolda,parkta,otobüste...O da yürüyordu hep benim gibi.
Sonra konuştu ben seni tanıyorum dedi.Bende dedim.Hep yürüyoruz.Seninde mi canın sıkılıyor.Evet aynı senin gibi.Bana göre değil buralar diyor.Bende diyorum.En az kitaplar kadar yalnızım diyorum bende diyor.Camus diyor tanır mısın? Yok tanımam diyorum peki sen Virginia Woolf'u bilir misin bilmem diyor.Anlatsak ya birbirimize diyor tamam diyorum.Aynı anda aynı şarkıyı mırıldanıyoruz.''Monochrome floors, monochrome walls, only abscence near me, nothing but silence around me'' gülüyoruz...
Hangi okuldasın ya da okuyor musun diye soruyor söylüyorum.Şaşırıyor aynı okuldayız diyor.Şaşırıyoruz.Yeni gideceğim diyorum bende diyor.Hiç arkadaşım olmaz diye düşünüyordum,insanlarla anlaşamam pek sevmezler beni diyorum.Bu okulunda yalnız geçip gideceğini düşünürken seni buldum ilk defa şanslı olduğumu hissediyorum.Farklıyız ama aslında aynıyız diyor.Belki de bizi birbirimize çeken farklılığımızdı diye ekliyor.Haklısın diyorum.
Ve üç yıl geçiyor.Biz aynı sınıfta oluyoruz bazen günlerce konuşmuyoruz dikkatimizi başka şeylere yönlendirip dinleniyoruz biraz sonra bir cuma günü geliveriyor elinde pijamasıyla konuşmadık konuşalım ne zamandır diyorum.Konuşuyoruz.Film izliyoruz ağlıyoruz ama filmdeki aşıkların ayırılıklarına değil hayallerine aşık insanlara ağlıyoruz.Sonra telefon geliyorum sinirleniyor,sevgilisi canını sıkıyor sarılıyor bana ağlıyor,üzülüyorum telefonun o minik deliklerinden girip o çocuğu boğmak istiyorum.Sonra saman alevi gibi siniri nefreti sönüveriyor.Kızıyorum ona gülüyor.Sonra da uykumuz geliyor uyuyoruz.Uyurken konuşuyor uyuyana kadar onu dinliyorum.
Hayatımda bu kadar büyük yer etmesine rağmen neden benden bahsetmiyorsun hiç diye kıskanıyor bende ona bu yazıyı yazıyorum.

6 yorum:

  1. Kıskançlık krizleri mode on.

    YanıtlaSil
  2. bloguma bi bakar mısın ?
    Sana ödül verdiim :)

    YanıtlaSil
  3. nasıl sevindim nasıl sevindiiim!! teşekkür ederim ireeem çok incesin!:D

    YanıtlaSil